Suç Örgütü Değı̇l Arkadaş Grubuyuz

8658 yıl hapis cezası aldığım davada  arkadaşlarım bir suç örgütü üyesi olarak nitelendirilmiş ve ben de TCK m.220/1 anlamında “yönetici” şeklinde tarif edilerek, bu maddeden temel cezayı azami hadden 6 sene olarak ceza aldım.

TCK m.220 kapsamında bir suç örgütünden bahsedebilmenin şartı, belli bir suç programı kapsamında sayısı belirsiz suçları işlemek maksadıyla bir araya gelme iradesini gösteren, gevşek de olsa bir hiyerarşi gözeten en az 3 kişinin varlığıdır. Yoksa bir araya gelip yasal bir amaç, bir ideal çerçevesinde hareket eden kişilerin suç örgütü sayılamayacağı açıktır. Kaldı ki Anayasamız ve yasalarımız tarafından vatandaşların toplanma, örgütlenme, fikirlerini özgürce beyan etme hakkı koruma altına alınmıştır. Aynı haklar dini inanışlar ve inanç grupları için de geçerlidir.

Ancak iddianamenin GİRİŞ bölümünde Suç Örgütü tanımlaması yapılırken;

"Bugüne kadar suç işlemese bile bu, o yapının suç örgütü olmadığını göstermez." tanımlaması yapılmıştır. Esasa dair mütalaada ise “Hiçbir suç örgütünün asıl amacı bizatihi suç işlemek değildir.” iddiasında bulunularak arkadaş grubumuza dair bir amaç suç bulunamamasına adeta hukuk ve mantık dışı bir kılıf bulunmaya çalışılmıştır.

Vakıf camiamızın sözde bir silahlı suç örgütü olduğu, SON DERECE TUTARSIZ VE YANLIŞ BİR ÖNYARGIDIR ve de HAYATIN DOĞAL AKIŞINA AYKIRIDIR. Vakıf camiamız ülkemize faydalı nesiller yetiştirmek, Devletimizin birliğini, bütünlüğünü korumak, milli ve manevi değerlerimizi yüceltmek gayesiyle devletimiz ve milletimiz için 40 yıldır ilmi, kültürel ve bilimsel faaliyetlerde bulunmaktadır (bkz. faaliyetlerimiz göstermelik değil Allah rızası için yapılmış önemli etkinliklerdir)

Camiamızın bugüne kadar hiçbir mensubu, herhangi bir suç ile yan yana gelmemiştir. Eğitimli, çevresine, ülkesine yararlı insanlardan oluşan arkadaş grubumuzun gelecekte suç işleyeceğini tamamen afaki olarak iddia etmek ve hukuka aykırı şekilde işlemediğimiz suçların ön kabulüyle bizleri suç örgütü olarak nitelendirmek AKLA, MANTIĞA, VİCDANA VE EN ÖNEMLİSİ DE HUKUKA AYKIRIDIR.

Ancak iddianamede ve esasa dair mütalaada, bir anda her şeyin başına bir "örgüt" kelimesi eklenmiş, ADETA HAYATIMIZ "ÖRGÜT" PARANTEZİNE ALINMIŞTIR. Böylece; arkadaşlarımızın arabaları "örgüt arabası", oturdukları evler "örgüt evi", işyerleri "örgüt şirketi", ruhsatlı silahları "örgüt silahı", lakapları "örgüt kod ismi", yaptıkları sosyal medya paylaşımları, konferanslar "örgüt propagandası" vs. şeklinde yorumlanmış, İÇERİĞİNE BAKILMAKSIZIN HER MEŞRU ARAÇ YA DA EYLEM, BİR SUÇ ÖRGÜTÜ FAALİYETİ GİBİ DEĞERLENDİRİLMİŞTİR. Ancak iddia makamı ve yerel mahkeme tarafından en önemli husus atlanmıştır. Çünkü SUÇ ÖRGÜTÜNÜN HUKUKİ UNSURLARI KESİNLİKLE OLUŞMAMIŞTIR. (İstanbul Bölge Adlı̇ye Mahkemesı̇ 1. Ceza Daı̇resı̇'ne; gönderilmiş dilekçemden alıntıdır.)

Bu konuya açıklık getirmek amacıyla neden suç örgütü olmadığımızı bir yazı dizisi şeklinde paylaşacağım.