Cezaevinden Yazdığım Mektuplar -2-

Bu mektubu size yazmamdaki sebep, maalesef 4 yıldır maruz kaldığımız haksızlıkların ve hukuksuzlukların halen tüm şiddetiyle devam ediyor olmasıdır.

11 Temmuz 2018’de, başkanı bulunduğum Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı camiasına ve fahri başkanı Sayın Adnan Oktar’a hukuksuz bir operasyon ve linç kampanyası uygulandı. Bu hukuksuz operasyonda, bizler kadar bizlerin avukatlığını bir dönem yapmış ya da halen yapmakta olan insanlar da baskı altına alındılar, haksızlığa uğradılar.

Bu ağır baskıların yaşandığı ilk dönemde, savunmasız kalmamız amacıyla bu avukatların bir kısmı tutuklandı. Bir kısmı da tutuklanmamak için aleyhimizde tanıklık yapmak ya da etkin pişmanlıktan faydalanmak için iftira atmak zorunda bırakıldılar. Tüm bu ağır baskılara, tehditlere, şantajlara rağmen bir kısım avukatlar da anayasal bir hak olan “savunma hakkımızı” korumaya, bizleri hukuken temsil etmeye devam ettiler. Ancak bu baskılar ve hukuksuz uygulamalar hiç bitmedi, aksine giderek ağırlaştı.

2019-2021 yılları içinde yapılan yargılama süresince avukatlarımız sürekli mahkeme başkanı tarafından azarlandı, hak mahrumiyetine uğradı, salondan çıkarıldı. Ve yine bu süreçte, duruşma avukatı olan Av. Eşref Nuri Yakışan mesnetsiz delillerle mahkeme salonunda savunma kürsüsünden indirilerek haksız yere tutuklandı, 14 ay cezaevinde kaldı.

İst. 30. Ağır Ceza Mahkemesi bu hukuksuz yargılama sonucunda şahsım da dahil olmak üzere bizlere 10 biner yıl, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir ceza verdi. Ancak, beklendiği gibi bu hukuksuz ve kanunsuz karar İst. Bölge Adliye Mahkemesi 1 No’lu Ceza Dairesi tarafından 718 noktada (yani tamamında) “Beraat verilmesi gerekiyorken ceza verilmiş” denerek esastan bozuldu.

İşte bu olaydan sonra, bizlere karşı derin husumet besleyen, bu kumpası organize eden, kökü dışarıda bir derin devlet yapılanması tekrar devreye girdi. Ve bu kumpasın başında, ortasında olduğu gibi yine savunma hakkımızı elimizden almak, bizleri savunmasız bırakmak için avukatlarımızı korkutma, sindirme ve yıldırma girişiminde bulundu.

Aralarında benim de avukatlığımı yapan, 4 yıldır bizlerle hukuk mücadelesi veren, yargının üçüncü ayağını oluşturan avukatlarımız haksız ve mesnetsiz iddialarla gözaltına alındılar. Ve bunun sonucunda gözaltına alınan 4 avukattan Av. Sinem Mollahasanoğlu tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer avukatlarımız; Av. Burak Temiz, Av. Arzu Gül ve Av. Ayşe Toprak da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Böylelikle, tam da İstinaf mahkemesinin bozma kararının hemen sonrasında yargı dünyasına açıkça gözdağı verildi.

Elbette ki bizler Türk adaletinin tecelli edeceğine tüm kalbimizle inanıyoruz. Ancak bu adaletsiz uygulamalar, Milletimize ve Ülkemize zarar vermektedir. Bu hukuksuz girişimlerin bir amacı da zaten; ülkemizi hukukun, adaletin, demokrasinin olmadığı bir 3. dünya ülkesi gibi göstererek uluslararası alanda yalnız bırakmak, refahını ve özgürlüğünü kısıtlamaktır. Bu nedenle; husumetle, önyargıyla değil hukukla, adaletle bu davaların neticelendirilmesi ve adil yargılanma hakkının, demokrasinin, temel hak ve hürriyetlerin bir an önce tesis edilmesi elzemdir.

Bizler Milletimizi, Vatanımızı, Devletimizi can-ı gönülden seven, sayan ve bu yüce duygularla her koşulda, karşılık beklemeksizin, 30 yılı aşkın bir süredir, fedakarca ülkemizin huzuru, refahı için gayret eden bir arkadaş topluluğu ve bir sivil toplum kuruluşuyuz. Bundan sonra da hiç şüphesiz aynı bağlılık ve şevkle Milletimize, Devletimize hizmet etmeyi kendimize bir borç, sorumluluk ve şeref bilmekteyiz.

Saygılarımla

Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı Başkanı

Tarkan Yavaş