KORKUTUCULUK YOKTUR
Prof Dr. Ersan Şen’e göre; bir birlikteliğin ve suç işbirliğinin suç örgütüne dönüşmesinin en önemli göstergesi yapılanmada korkutuculuk özelliğinin hakimiyet kazanmasıdır. Üstelik bu korkutuculuk sadece örgüt içinde değil, örgüt dışında da etkili olmalı, çevresinde bilinmeli, örgütün bu özelliğinden çekinilmelidir ( ŞEN, Suç Örgütü, 60 )
Örgüt de bu özelliğini kullanarak suç işlemeli ve sonuca ulaşabilmelidir .
Yargıtay 2. CD, E.:2020/10133, K.: 2020 /7924:
“...var sayılan suç örgütü açıklanmadan ve atılı suçun, bu örgütün korkutucu gücünden yararlanılmak suretiyle işlendiğine ilişkin deliller karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, ... Bozmayı gerektirmiş...”
Gerçek bir suç örgütü, hele ki silahlı bir suç örgütü, suç işlemeyi şiar edindiği için, üyelerinin örgütten ayrılması halinde suç teşkil eden eylemlerini yargı mercilerine bildireceği endişesi taşır, bunun sonucu olarak yine suç işlemeye müracaat eder ve ayrılmasından endişe ettiği mensuplar üzerinde “örgüt içi korkutuculuk” diye nitelendirdiğimiz tehdit, cebir, baskı ve hatta vücut bütünlüğünü ihlal edici eylemleri gerçekleştirir. İddia edilen örgütün “KORKUTUCU” BİR GÜCÜNÜN OLMADIĞININ en ciddi göstergelerinden birisi de dosya kapsamında “gizli tanık” bulunmamasıdır.
Malum olduğu üzere gizli tanık müessesesi örgüt yargılamalarında en çok müracaat edilen kurumlardan birisidir. Bu nedenle suç örgütlerinin etkin pişman ve müşteki beyanlarıyla deşifre edilmesi güç olduğu için iddia makamları gizli tanık müessesesine müracaat etmektedir. Hatta kanun koyucu da salt bu amaca hizmet etmesi için kanun ihdas etmiştir.
5726 Sayılı Tanık Koruma Kanunu:
“Madde 1: Bu Kanunun amacı, ceza muhakemesinde tanıklık görevi sebebiyle, kendilerinin veya bu Kanunda belirtilen yakınlarının hayatı, beden bütünlüğü veya mal varlığı ağır ve ciddi tehlike içinde bulunan ve korunmaları zorunlu olan kişilerin korunması amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir. Madde 3/b: Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar.”
Görüleceği üzere tanıklığı nedeniyle, kendilerinin veya yakınlarının hayatı, beden bütünlüğü veya mal varlığı ağır ve ciddi tehlike içinde bulunan ve korunmaları zorunlu olan kişilerin ifade verebilmeleri ve can güvenlikleri sağlanarak suç örgütünü deşifre edebilmeleri için çeşitli tedbirler alınmıştır.
Soruşturma makamları da iddia edilen sözde örgütün bu şahıslara herhangi bir zarar verilebileceğine hiç ihtimal vermemiş, DAHA DOĞRUSU ORTADA GERÇEK ANLAMDA SİLAHLI BİR SUÇ ÖRGÜTÜ OLMAMASI NEDENİYLE korkutuculuk yönünün de bulunmadığına kanaat getirmiş olacak ki; GİZLİ TANIKLIĞI KİMSEYE TEKLİF DAHİ ETMEMİŞTİR. Bir silahlı suç örgütü ve bu örgütün korkutuculuk yönü olduğunu düşünüyorsa iddia makamı neden bu tedbiri uygulamamıştır?
Eğer iddia edildiği gibi TCK m. 220/1,3 cihetiyle silahlı bir suç örgütü olmuş olsaydı, gerçek silahlı suç örgütlerinde olduğu gibi;
- Ya bu şahıslar gizli tanık olarak dinlenirdi
- Ya korktukları için beyanda bulunmazlardı
- Ya da beyanda bulundukları için ciddi bir zarar görürlerdi.
Salt bu durum dahi hem korkutuculuk unsurunun hem de dolayısıyla bir suç örgütünün var olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Hiçbir korkutucu gücümüz olmadığının bir diğer delili ise; neredeyse müştekilerin tamamının operasyon öncesi arkadaş grubumuzla KENDİ ÖZGÜR İRADELERİYLE GÖRÜŞMEYİ SONLANDIRMIŞ OLMASIDIR.
(İstanbul Bölge Adlı̇ye Mahkemesı̇ 1. Ceza Daı̇resı̇'ne; gönderilmiş dilekçemden alıntıdır.)
