Sı̇lahlı Suç Örgütü İddı̇ası Neden Mesnetsı̇zdı̇r? -2-

HİYERARŞİ YOKTUR

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun unsurlarından biri de kurulduğu iddia edilen örgütün soyut bir birleşmeden ibaret değil, katı veya gevşek de olsa hiyerarşik bir yapılanmayla oluşmasıdır. Örgütün içsel anlamda belirli bir formda ve şekilde gözükmesi gerekir ve doktrinde bu şekle hiyerarşik yapılanma denmektedir.

TCK m. 220 anlamında hiyerarşiden bahsedebilmek için, hiyerarşik olarak üst konumda bulunanların alt konumdakilere konusu suç teşkil eden emir ve talimat vermesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay da suç örgütlerinde bulunan hiyerarşi unsurunu bu kapsamda değerlendirmiştir.

Yargıtay 5. CD E.: 2016/9917, K.: 2018/2613:

suç örgütü basit bir yapılanma olmadığından, birkaç kişinin telefon konuşmalarında lakap, üstü kapalı ve/veya yüz yüze konuşma ve buluşma konuşmalarının, örgüt şemaları, sadece iletişim tespit bilgileri, kimi ne kadar süre ve sıklıkla aradığı gibi tespitlerin tek başına hiyerarşik yapıyı ortaya koymayacağı, sadece

yasal düzenlemelerin tekrar ve yorumu ile suç örgütünün varlığı kabul edilemeyeceği, kavramın klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip, her eylemde uygulanmasının hukuki olmayacağı, örgütün kurucusu, yöneticisi ve örgütün üyelerinin net, tartışmasız belirlenip, yapılanmanın içinde ne şekilde yer aldığının, soyut değil, somut şekilde saptanması gerektiği gözetildiğinde sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; bir kısmı birbirleriyle akraba ve arkadaş olan, bir kısmı ile de arada iş ilişkisi bulunan sanıkların devamlılık gösterecek şekilde planlı bir ortaklık, iş bölümü ve paylaşım anlayışı içerisinde bir araya geldiklerine, devamlılık içeren kanunun suç saydığı fiilleri işlemek (suç işleme programı altında) amacı ile bir araya gelip aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağın bulunduğuna, hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir komuta zinciri ile altlık üstlük ilişkisinin varlığına ve sanıkların faaliyetleri ile örgütün doğmasına veya üst pozisyonda kolektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyip koordine ettiklerine ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu hususları gerekçeli olarak tartışılıp, buna ilişkin delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmak suretiyle neler olduğu denetime imkan verecek biçimde gerekçeleriyle açıklanmak suretiyle, karar yerinde ayrıntılı olarak gösterilmeden yazılı şekilde hükme varılması...”

Yargıtay kararında belirtildiği üzere hiyerarşik yapılanmadan kasıt illegal faaliyetler konusundaki yapılanma ve emir-komuta içerisindeki altlık üstlük ilişkisidir. Bir diğer deyişle suç örgütünün varlığı için tanık beyanlarının, birkaç kişinin telefon konuşmalarında lakap kullanmasının ya da sözde üstü örtülü konuşmasının ÖRGÜTÜN VARLIĞI İÇİN YETERLİ OLMADIĞI, örgütü oluşturan şahısların gelir düzeyi, birbirleriyle olan arkadaşlık ve iş ilişkilerinin incelenmesi gerektiği ve bu birlikteliğin suç işleme programı dahilinde olduğunun ispatlanması gerekliliği vurgulanmıştır.

Nitekim, arkadaş çevremizde bir hiyerarşik yapının olmadığı çok açıktır. Bu durum sosyal hayatımızda, bununla ilgili olarak yaptığımız tüm sosyal medya paylaşımlarında, telefon konuşmalarımızda, görüşmelerimizde, konferanslarımızda, etkinliklerimizde, televizyon programlarında açıkça görülür. Kimse kimsenin üstü ya da altı değildir. Herkes birbiriyle dost, arkadaş olup karşılıklı birbirine sevgi ve saygı içerisinde davranmaktadır.

Davamızda suç örgütü ön kabulü ile hareket edildiği için örgüt tanımlamasında olması gereken Hiyerarşik Yapı unsuru da müştekiler tarafından suni olarak oluşturulmaya çalışılmıştır.

Bu şekilde, arkadaşlarımızın gerek meslekleri gerek sosyal yaşantılarındaki faaliyetleri göz önüne alınarak çeşitli yakıştırmalar ve hayali örgüt şemaları meydana getirilmiştir. Ayrıca emniyet fezlekesi, iddianame ve esas hakkındaki mütalaada bambaşka hiyerarşik yapı tabloları üretilmeye çalışılmıştır. Kolluk tarafından hazırlanan Temmuz 2018 tarihli fezlekede, sözde örgütün 1. derece yönetimi 7 kişiden, 2. derece yönetimi ise 9 kişiden oluşmakta iken, iddia makamı böyle bir ayrıma gitmeyip sadece güya 12 kişilik bir yönetici- 1. derece yönetici kadrosunun varlığından bahsetmiştir.

İddia edildiği gibi bir hiyerarşik yapı olsaydı, TEK VE NET BİR ÖRGÜT ŞEMASI OLURDU, Kİ BU BİLİNİR, HERKES ÜSTÜNDE MUTABIK KALIRDI. Oysaki bizim dosyamızda birbiriyle çelişen, bir kişiye çok fazla ve farklı görevlerin yüklendiği, karmakarışık ve hayatın doğal akışına ters nitelendirmeler görülmektedir. Örneğin hayali örgüt şeması içerisinde şahsımı 3. sıraya koymuşlar, kimi yerlerde örgütün sözde 2. adamı olarak ismimi geçirmişler ve -hiçbirini kabul etmemekle birlikte- çok farklı ve birbiriyle çelişkili gerçek dışı sıfatlar yakıştırmışlardır. Operasyon öncesi ifade veren müştekilerin büyük çoğunluğu, beni ve Ulviye Didem Ürer’i sözde örgütün 2 ve 3 numarası olarak nitelendirmiş ancak bu isnatlarına aykırı olarak bizi örgüt hiyerarşisi içerisinde yönetici olarak nitelendirmemiştir. Kuşkusuz bu, HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR VE ÖRGÜT YÖNETİCİSİ OLMADIĞIMIZIN AÇIK DELİLLERİNDEN BİRİDİR. Ayrıca müştekiler ve etkin pişmanlar, 1. derece yönetimi ile 2. derece yönetiminin isimlerini farklı farklı saymışlardır.

HATTA BENLE İLGİLİ MESNETSİZ İTHAMLARI -Kİ HEPSİNİ REDDEDİYORUM- GRUPLAMA YAPARSAK;

1. Sözde Erkek Grubunun imamı. Ayrıca, Tüm Erkeklerden Sorumlu, Hepsinin Üzerinde, Kardeşler İmamı, Yürütmenin Başı,
2. Ticari Faaliyetleri Düzenleyen, Tüm Şirketlerin Finansından Sorumlu, Mali İşlerden Sorumlu İmam,
3. Hukuk İşlerini Düzenleyen, Hukuk Grubunu Yönlendiren, Emniyet ve Adliye ile Üst Düzey Bağlantıları Kuran, Hukuk Genel İmamı,
4. Örgütün Basın Sözcüsü, Vitrini Olduğum, Propagandasını Yaptığım, İdeolojisini Yaydığım,
5. Dini Konuları, Yasakları Tebliğ Eden Yönetici olduğum gibi, daha birçok 30'A YAKIN MESNETSİZ SIFATLA MÜŞTEKİ İFADELERİNDE ve İDDİANAMEDE geçiyorum.
6. Gerekçeli kararda ise sözde “kız getirme” ve avami bir dille “avcı” grubundan olduğum iddia edilmiştir. Böylece benimle ilgili mesnetsiz sınıflandırmalara bir yenisi daha eklenmiştir.

Bu şekilde sadece şahsım bile örnek alınırsa, isnat edilen sıfatların son derece birbirinden farklı ve hayatın doğal akışına, mantığa sığmayacak kadar kapsamlı ve karışık olduğu görülür. Ortada bir suç örgütü olmadığı için; suç örgütünde bulunması gereken HİYERARŞİK YAPIYA İLİŞKİN DOĞRU BİR TESPİT DE YOKTUR. Çünkü BEN VE ARKADAŞLARIM SEVGİDEN, DOSTLUKTAN, GÜZELLİKTEN, SANATTAN, BİLİMDEN, ESTETİKTEN, NEZAKETTEN, SAYGIDAN, FEDAKARLIKTAN, TEVAZUDAN HOŞLANAN İNSANLARIZ. Suç örgütü yöneticisi olmak, insanlara emir ve talimatlar vermek, hele suç teşkil eden fiillerin emrini vermek ya da almak gibi bir tavrım kesinlikle olmamıştır, olamaz da zaten. NİTEKİM, BU YÖNDE HERHANGİ BİR DELİL, -CMK 134’e uygun elde edilmediği için hukuki değeri olmasa da- KONUŞMA, TELEFON GÖRÜŞMESİ, YAZILI MESAJ VB. DE KESİNLİKLE YOKTUR.

Ayrıca, bu iddiaların hiçbir somut delili olmadığı gibi, aksine gerçekler bu nitelendirmelerden son derece uzaktır.

Hayatımızın son 10 yılına bile bakılsa, yani özellikle sosyal medyayı çok yoğun kullandığımız, neredeyse her akşam A9 TV kanalında canlı yayınlara çıktığımız dönem incelense, bizlerin arkadaşlarımız ile sevgi ve saygı içerisinde olduğumuz, birlikte kültürel faaliyetlerde bulunduğumuz, futbol maçları yaptığımız, dans ettiğimiz, şarkı söylediğimiz, eski Türk filmlerini taklit ettiğimiz kısaca birlikte eğlendiğimiz açıkça görülür. Aramızda BİR ALT ÜST İLİŞKİSİ, BİR EMİR KOMUTA ZİNCİRİ, KIDEM GİBİ KAVRAMLAR OLMADIĞI ORTADADIR.

(İstanbul Bölge Adlı̇ye Mahkemesı̇ 1. Ceza Daı̇resı̇'ne; gönderilmiş dilekçemden alıntıdır.)